Et Yeme Ot Ye

Gerçek gıdanın önemli savunucularından olan Michael Pollan “Food Rules” adlı kitabına (konuşmalarında da sıkça kullandığı) şu cümleyle başlıyor: Gıda (gerçek, yani paketlenmemiş, fabrikadan çıkmamış, kimyasallarla yapılmamış) ye. Az ye. Daha çok bitki (ot, sebze, meyve) ye. Et yememeyi pek savunmuyorum; insanların beslenmelerinde her tür gıdaya yer vermeleri gerektiğini düşünüyorum. Fakat yazar gibi etin beslenmede daha az yer tutması gerektiğine inananlardanım. Hayvanlara yapılan kötülüklerden ve işkenceden bu yazıda bahsetmeyeceğim ama bu konu da tabi ki gıda sistemimizin en temel sorunlarından olmayı sürdürüyor. Önümüze paketlenmiş, temizlenmiş, içerik olarak hijyenik ama etik olarak kipkirli bir şekilde çıkartılan etlerin nasıl bir süreçten geldiklerini görmek istiyorsanız bir sürü video bulabilirsiniz internette. Yediklerimiz masum değil derken akla gelen sadece GDOlu ürünler, mısır şurubu, yağlar şekerler olmamalı…

Benim bahsetmek istediğim konu ise et üretiminin dünyaya olan etkisi. Et üretimi birçok ülkede neredeyse tamamen endüstriyelleşmiş durumda. Reklamlarda vs. gördüğümüz çayırda otlayan ineklerin olduğu çiftlikler ne yazık ki tükenmek üzere. Gene şanslıyız Türkiye’da hala birçok yerde otlatılan hayvanlar görmek mümkün ama bunların ne kadarının şehirlerin gıda sistemine dahil olduğu muamma. Bu tür hayvanların etlerine genelde sadece yerel olarak ulaşmak mümkün oluyor; şehirlerde ise insanlar paket, fabrikasyon etler almak zorunda kalıyorlar.

Hayvan sayısının ve et tüketiminin artması ve bu sürecin gittikçe endüstriyel hale gelmesi ile neler oluyor? Öncelikle hayvan sayısı ne kadar fazla ise hayvanlardan çıkan gazlar da bir o kadar fazlalaşıyor! Komik ama aslında trajik. Küresel ısınmaya yol açan gazların içinde hayvanlardan çıkan metan gazının etkisi çok fazla (BM raporuna göre 5te1) ama nedense sadece hep karbondioksit tartışılagelmiş. Kısacası inekler yedikçe ve rahatladıkça bizim havamız ısınacak. Buna ek olarak yem konusu da çok can sıkıcı. Hayvanlar endüstriyel üretim sistemlerinde çayırda otlamak yerine yemlerle besleniyor ve bu yemler dünya buğday, arpa, ot, saman üretiminde büyük yer kaplıyor. İnsanların kendileri için kullanılabilecekleri (daha besleyici tahıllar, sebzeler vs. yetiştirmek için) verimli araziler hayvan yemi yetiştirmek amacıyla kullanılıyor. Bütün bunlara bir de su kullanımı eklenince ortaya kötü bir tablo çıkıyor (bir kilogram, evet bir kilogram et üretimi için gereken su miktarı 15.000 litre!). Harcanan elektrik/petrol ve bunların doğaya zararlı etkileri de eklenince et yemek gerçekten insanın suçlu hissetmesine yol açıyor.

Tabi işin bir de tartışmalı etik tarafı var. Bunca senedir et tüketmekte olan varlıklı toplumların “dünyada et tüketimi azalsa ne güzel olur” demesi yakışık değil. Gittikçe daha çok ülke et tüketmeye başlıyor ve geleneksel olarak eti lüks gıda maddesi olarak gören birçok toplum eti mutfaklarına daha çok dahil ediyor. Bu durumda “biz etin zararlarını gördük, hep beraber bu işi azaltalım” demek ne kadar doğru fazlasıyla tartışılır.

Ben eti azalttım, hem etik sebeplerden, hem mantıksal sebeplerden artık daha az et yiyorum. Ama Türkiye’de yaşarken insanın etten uzak durması çok mümkün değil. Yapabileceğimiz en önemli şey belki de etik yetiştirilmiş etler alarak, yaşadıkları kısacık süreyi mutlu geçirebilmiş hayvanların artmasını sağlamak. Otlamış, dolaşmış, toprağı hissetmiş, taze bitkilerle beslenmiş hayvanların yetişmesini teşvik etmek (tabi fazla otlatmadan kaynaklanan toprak sorunlarını unutmadan, düzgün mera yönetim planları yaparak) belki de bizim bütün bu olan bitene yapabileceğimiz pozitif katkı olur.

Reklamlar
Bu yazı Agroekoloji, Sürdürülebilir Yaşam, Tarım, Yemek/Gıda içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Et Yeme Ot Ye

  1. seda dedi ki:

    bence de tam tersi turkiyede etsiz beslenmek cok kolay. bi dunya bakliyat ve sebze yemegi var. ustelik et de cok pahali 🙂

    • earthened dedi ki:

      beslenmek zor derken yanlış kurdum cümleyi sanırım. ete çok fazla önem veriliyor anlamında demek istedim. deli gibi et tüketimi var, yoksa inanılmaz bir sebze-ot kültürümüz var ama bunu genele yayamıyoruz. et yenmiyorsa yenen şeyler genelde bakliyat ve tahıl zaten.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s