Agroekoloji, Katılımcı Dayanışma ve Süper Bir Proje

Tarımdaki birçok sorun 50lerden itibaren bizde de görülmeye başlayan tepeden inme politika yaratma sürecine dayanıyor. Tarım faaliyetleri endüstriyelleşmiş ülkelerde bu anlayışla “geliştirildi” ve “değiştirildi”. Endüstriyel metotların çiftçiye dayatılması, “bilim sizden daha iyisini bilir” kafa yapısıyla çiftçi bilgisinin ve bigeliğinin ikinci, üçüncü planlara atılması günümüzdeki doğadan ayrı kalmış, insandan önce ürün fazlasına değer veren anlayışı ortaya çıkardı.

Bu anlayışın tökezlediğini ve daha fazla ilerlemeyeceğini anlayanlar agroekoloji ile çözüm aramaya başladılar. Agroekoloji yani tarımsal sistemlerin incelenmesini sağlayan bilim dalı tarımda insanın değerini yeniden yerine koymaya çalışır oldu. Tarlada çalışanın gücü, emeği, aile değerleri, sağlığı, hayalleri, istekleri de tarımsal sistemin bir parçası olarak görülmeye başlandı ve buna uygun çalışmalar yapıldı. Çiftçi katılımı öngören projeler çiftçiye diretilen bilimsel projelerin yerine almaya başladı. Tabi bunlar süregelen konvansiyonel tarım zihniyetinin içinde ancak küçük bir yer tutuyor ama katılımcı dayanışma agroekolojiye inananlar tarafından önemseniyor ve tarımdaki çözüm arayışlarının temelini oluşturuyor.

Norveç’te sürdürülebilir tarım projemizi farklı gruplar halinde bizim için ayarlanan çiftçilerle yaptık. Benim grubuma 30 yıldır biyodinamik çiftçilik yapan bir aile düştü. Karı koca olarak üniversite sonrası çiftçiliğe geçiş yapan, yıllarca hem sebze yetiştiriciliği hem de hayvancılık yaparak geçim sağlayan ama zamanla üretimde kısıtlamalara giden bir aileye grup olarak çözüm bulmaya çalıştık. Ama çözümü bilim insanları, ziraat mühendisleri, sosyal bilimci gibi sıfatlarla değil kolaylaştırıcı sıfatıyla yaptık. Proje süresince aileyle iletişimde kaldık, kendileriyle hayal kurmak, gelecek tasarlamak gibi yaratıcı çalışmalarda bulunduk, araziyi gezdik, vergileri, gelir gider tablolarını inceledik, ailenin yaşama düzenini, barınak, kariyer hedefleri gibi isteklerini hesaba katarak rapor hazırladık. Bütün bunlar sistem düşüncesine oturtularak yapıldı. Bütün çiftlik (ve ötesi) bir sistem olarak ele alındı ve sahip olunan hayvanlardan, sebze bahçesine, yakında ev sakini sayısını arttıracak karındaki bebekten, annenin kariyer hayali olan restoran açmaya her şey bu sistemdeki yerine oturtuldu. Zaten bütün taşlar yerine oturunca da çözüm kendiliğinden geliverdi. Bunu yaparken hem biz farklı uzmanlık alanlarımızı kullandık hem de aile proje sürecinin dışında kalmadan hayallerini şekillendirme fırsatı buldu.
Resimde çiftlik sisteminin grubumuzca çizilmiş halini görebilirsiniz.

Reklamlar
Bu yazı Agroekoloji, Avrupa'dan Tarım Hikayeleri, Hatıralar içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s