Piemonte’de Küçük Bir İtalyan Çiftliği 3

Sanırım gönüllü çiftçiliğin güzel olmasını sağlayan en önemli şey çiftlik sahipleri. Beni ağırlayan çift harikaydı! Her zaman güleryüz gösterdiler ve bize yardımcı oldular. Birçok çiftlikte sadece birer işçi olarak görülen gönüllüler olduğunu çokça duydum; oysa insanlar bu deneyime bir şeyler öğrenmek için katılıyorlar ve sadece iş yapıp sonra da uyumaları beklenemez. Bizim çiftliğin sahipleri en ufak değişik işte bile bizi çağırdılar görelim diye. Hak yenmesin diye bazı işleri dönüşümlü yaptırdılar, böylece bütün gönüllüler her tür işi deneyimlemiş oldu.

Örneğin arılarla ilgili 10 dakikalık ufak bir iş çıktığında iş bölümü yaptık, her gönüllü 5 dakika da olsa arıları görme, o çılgın uzay kıyafetlerini giyme ve yoğun vızıltı içinde önce şaşırma, sonra heyecanlanma ve sonra da hayata şükretme şansı buldu. İnanılmaz bir deneyimdi arıların bu kadar yakınında olmak, sanki bir delik bulup giysinizin içine girecek gibiler, her tarafınızda arılar uçuşuyor… ilk başta korkuyorsunuz, ani bir hareket yapmanız da yasak, öylecene kalıyorsunuz, sonra alışınca ise incelemeye başlıyorsunuz arıları, evlerini, yaşamlarını ve hayran oluyorsunuz kovandaki çalışma aşkına. Bizim arılarla yaptığımıza gelirsek: Arılar Varoa adında bir mayt (bit mi desek, ne desek?)  tarafından enfeksiyona uğruyormuş ve bunu engellemek için oksalik asit, su ve şekerden yapılan bir karışımı kovanlara uygulamamız gerekiyordu. Bu karışım Varoa’ya karşı etkiliymiş ve organik arıcılıkta fazlasıyla kullanılıyormuş. Biz de giysileri giydik, şırıngalara karışımı doldurduk ve bunu tek tek arı çerçevelerine uyguladık!

Çiftlik sahiplerinin iyi niyetli olması gönüllülük deneyiminizin iyi geçmesi için çok önemli. Duyduğum gerçek korku hikayeleri de var, örneğin bir çiftlikte bir gönüllüye 3 gün boyunca diş fırçasıyla buzdolabı temizletmişler, bir diğerinde ise yediği yemeklerden para almaya kalkmışlar. Bunlar ne yazık ki yaşanabiliyor ve gönüllüler haklarını aramak zorunda kalabiliyorlar, tatsızlıklar oluyor. Neyse ki Maura ve Maurizio her zaman bize iyi davrandılar ve bizi zor koşullarda çalıştırmadılar. Çalışma saatlerimiz de uygundu. En çok arazideki otları temizlediğimiz zamanlarda yorulduk ama kafamızı çevirince gördüğümüz manzara her seferinde bizi dinlendirmeye yetti de arttı bile.

Tabi ki her şey mükemmel değildi. Çok çok eski bir evde kalıyorduk ve çiftlik işleri yüzünden evin bakımıyla fazla ilgilenilmemişti yıllardır. Bu yüzden evde sevgili(!) minik(!) canavarlarla gözgöze gelmemiz kaçınılmazdı. Eve ilk geldiğimde oda arkadaşım yatacağımız odada akrep bulduğunu söyledi, daha sonra ise çeşitli örümceklerle bakışıp durduk, kalbimiz yerinden çıkmamak için çok mücadele verdi, en son ise eşek/yaban arılarıyla köşe kapmaca oynadık. Son saydığımızda 12. geliyordu şömineden. Kullanılmayan üst katta ise komik komik sesler çıkaran oyuncu sincaplar vardı. Bahçede, dışarıda her tür böceğe canım benim diyebiliyorum ama evin içinde olurlarsa duyularım ve korkularım fazla mesai yapıyor!

Çiftlikte geçen zamanımın en güzel anları ise mutfakta yaşananlardı. Maura çok iyi bir aşçıydı ve bize her gün değişik yemekler pişirdi. Patlıcan, kabak, domates bahçeden geliyordu, mozzarella ile pişiyordu ve tabağımıza konuyordu. Ekmek evde yapılıyordu. Hele bağdan gelen Moscato üzümleriyle yapılan turta! Herkes bir dilim daha olsa diye tabağa baktı ama çoktan hepsi bitmişti ne yazık ki. İtalya’nın baş tacına gelince… Makarna soframızdan hiç eksilmedi, her tür şekilde makarna gördük, yedik. Hatta bir seferinde Maura kendisi ravioli yaptı da gözlerimiz de bayram etti böylece.

Tarife gelince hamur anladığım kadarıyla klasik makarna hamuru (un, su, tuz, yumurta, yağ?) olarak yapılıyor ama içinde göreceğiniz üzere irmik unu da var. İç malzeme haşlanmış patates ve yeşil mercimekten yapılmıştı; Maura her zaman vevetaryen gönüllüleri de düşünüyordu yemek yaparken. Piştikten sonra sos olarak kıymalı domates hazırladı ama et yemeyenler için yaptığı adaçaylı kızgın tereyağı sosu açık arayla birinci geldi.

Çiftlik serüvenim Avusturya’ya geçmem gerektiği için kısa sürdü ama on günde doğayı ve insanı tanıma adına kocaman adımlar attığımı düşünüyorum. İmkanım olsa daha çok kalmak, manzaraya daha çok bakmak, toprağa daha çok dokunmak isterdim. On günde birçok insanın senelerce kuramadığı bir bağ kurduk farklı ülkelerden altı kişi; toprağa bakıp verdiklerine şükrettik, göğe bakıp yüceliğine dua ettik ve birbirimize bakıp gülümsedik. Her şeyden önce insan, doğanın yarattığı, doğanın yaşattığı insan olduğumuz için.

Bir gün yeniden görüşmek dileğiyle.

Reklamlar
Bu yazı Avrupa'dan Tarım Hikayeleri, Fotoğraf, Sürdürülebilir Tarım, Yemek/Gıda içinde yayınlandı ve , , , , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

6 Responses to Piemonte’de Küçük Bir İtalyan Çiftliği 3

  1. Aşçı Fok dedi ki:

    Gezegenimizin işte bu ruhlara ihtiyacı var! (Öyle severek okuyorum ki yaşadıklarını…)

  2. kumpınarı dedi ki:

    Keyifle takipteyiz, bir husus ilgimi çekti; varroa (arı kenesi) için oksalik asiti bizde bahçemizdeki az sayıda kovanda uyguluyoruz, merak edip öğrenmek istedigim, bu karışımdaki oranlar. Bu karışım oranını biliyor yada öğrenebilir yazarsanız seviniriz.
    Kolaylıklar diliyoruz.

  3. selencello dedi ki:

    Merhaba sizin için internette araştırma yaptım, ama tabi ki bir uzmana sormakta fayda var, ben bu işi zaten ilk kez yaptığım için çok bilgili değilim. Çiftliğe email attım cevap bekliyorum. Bir kaynakta bir birim asit için 10 birim su ve 10 birim şeker karışımı yazıyor ve toplamda koloni büyüklüğüne göre 30 ile 50 ml arasında olmalı diyor uygulanan miktar. Her sıra için 5 ml kadar uygulama yapın diyor, şırıngayla enjekte edin diyor ki biz de oyle yaptık. Başka bir yerde ise 35 gr oksalik asidi 100 ml suda çözdürün ve 200 ml su ve 200 ml şeker karışımına ekleyin diyor. Bir de sanırım Avrupa’da ve ABD’de farklı oranlar kullanılıyormuş. Bir kaynakta Avrupa’da oksalik asit miktarının 3.5% olarak alındığını yazıyorlar. Sanırım bir uzmana sormak lazım, sonuçta asit tehlikeli bir madde.

    • kumpınarı dedi ki:

      Teşekkürler, bahçe komşum eczacı, oksalik asidi temin etti, haftaya kullanmayı düşünüyoruz, hobi bahçemiz Ankara Bala ilçesine yakın, gece ısımız 5 dereceye kadar düşüyor artık…
      Uygulama yapacağımız kovan sayısı 6 adet zaten, ilginiz için teşekkürler, yanıt alırsanız lütfen yazın, başarılar.

  4. selencello dedi ki:

    Merhaba çiftçi dostlar cevap yazdılar, birçok şekilde karışım yapılaibleceğini söylediler, tek metot yokmuş. Onlarınki şöyleymiş: 80 gr asit, 800 gr şeker and 1 litre su. Her ev için 50 ml kullandığımızı söyledi toplamda. Bir de İtalyan bir site vermiş: http://www.apicolturaonline.it
    Umarım işinizi yarar. Sevgiler, kolay gelsin.

  5. kumpınarı dedi ki:

    Teşekkürler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s