Gıda Güvencesi

Sürdürülebilirlik kavramı doğanın bir parçası olduğumuz için bizi de kapsıyor tabi ki; gelecek kuşaklar kadar şimdiki neslin de hayatını sürdürebilecek olmasını ifade ediyor. Doğal ya da değil afetler insan hayatını ani ya da uzun süreli olarak durduran, yok eden ve zora sokan gerçekler. Geleceği düşünüp dururken kendi hayatımını elimize almamız an meselesi aslında. Kendi hayatımızın sürdürülebilir olması da düşüncelerimizden çıkmaması gereken bir gerçek.

Afetler can alıyor ne yazık ki ama geride kalanlar için de bir o kadar can yakıcı deneyimlere dönüşüyor. Afet sonrası barınma ve iyileşme süreci yardımlarla geçirilebilen bir dönem, gıda ve giyecek yardımı afet bölgelerine çok kolay ulaştırılabiliyor günümüz koşullarında. Fakat göz ardı ettiğimiz bir şey var o da afetlerin bir gün herkesin başına aynı anda gelebileceği. Yani gıda yardımı yapacak bölgeler de sırayla afetle karşılaşırsa neler olabileceği. Gıda güvenliği konusu burada kafamıza dank ediyor.

Süpermarketlerimize, mağazalarımıza, bize gıda sağlayan şirketlere o kadar güveniyoruz ki bir gün bu sistemin kesintiye uğrayabileceği aklımıza gelmiyor. Savaş görmüş nesiller de değiliz, karneyle alınan ekmeği, sütü şaşkın şaşkın dinliyoruz büyüklerimizden. Sabah kalkıyoruz buzdolabını açıyoruz yiyeceğimiz var, öğlen işte yemek yiyebiliyoruz, istersek dışarıda türlü çeşitli lokantalar var, onlara giebiliyoruz, akşam eve geliyoruz gene dolabımızda yemeğimiz hazır. Güveniyoruz, hem de gözümüz kapalı. Oysa afetler bir adım ötemizde iken ve dünya iklim değişikliği sebebiyle yeni afetlere gebe iken güvenimizi tartmamız ve gıda sistemindeki çarpıklıkları görmemiz gerek.

Jose Saramago’nun ünlü Körlük adlı romanı dünyayı saracak illet bir afetin nasıl gıda sistemini derinden vurduğunu gözler önüne serer. Başucu kitaplarımdandır Körlük; dünyanın nasıl çok kısa bir sürede dengesinin bozulabileceğini o kadar detaylı anlatır ki, kendinizi gıda güvenliğini düşünürken bulursunuz uzun uzun. Dünyada elbette böyle büyük ölçekli afetler olmak zorunda değil, belki bu tür olaylar ancak Hollywood’da olabilecek türden abartı hikayeler gibi de gelebilir. Ama işin aslı öyle değil, ne yazık ki hayatımızı sürdürmemizi sağlayan gıdaya pamuk ipliğiyle bağlıyız.

Süpermarketlerin stoklarının tükenebileceğini, şehre gıda sağlayan ağların kesintiye uğrayabileceğini anlamamız gerek. Toprağı unutmuşuz diyorum hep, evet unutmuşuz. Kitlesel bir hafıza kaybı yaşıyoruz. Nesillerin, milyonlarca insanın yaptığını yapmayı unutmuşuz. Elimize tohum değmemiş, tırnaklarımıza toprak girmemiş, gözümüzün önünde bir bitki yetişmemiş. İnsan kendi kendini beslemeyi bilmezse nasıl insan olacak? Her hayvan yiyeceğinin peşinden koşmayı biliyor, insansa onu yiyeceğe ulaştıracak paranın peşinden koşmayı biliyor sadece. Afet para dinlemez ki. Para sadece bir kağıt parçasına dönüştüğü an, midenizin sesini duyacaksınız ve çok geç olacak. Toprağa dokunun ve ne, nasl yetiştirilir öğrenin, öğretin. Temel yiyecekler nasıl yapılır bilin. Çocuklara hayatta kalmak için her tür nasihatı veren aileler, onlara gerçekten hayatta kalmak nasıl olur onu öğretin. Hangi otlar yenir, hangi bitkiler zehirlidir, en çabuk ne yetişir, un nasıl öğütülür, tarhana gibi kurutulmuş gıdalar nasıl hazırlanır, süt nasıl sağılır…bilin!

Daha önce de yazdım, gene yazacağım. Gıda güvencesi aslında hayatımızdaki en önemli konu ama görmüyoruz, duymuyoruz. İnsanlık tarihi savaşın yanında açlıkla da yazılı ama bilmiyoruz. Kapımıza birileri yiyecek getirmediği zaman, süpermarketlerde raflar boşaldığı zaman, mağazalar bir bir yıkıldığı zaman aklımız başımıza gelecek ama o zaman çok geç olacak.

Bu konuda daha önce yazdığım yazı: Aynaya Değil de Yere Bak Biraz, ah Güzel İstanbul!

Reklamlar
Bu yazı Doğa, Kitap, Sürdürülebilir Yaşam içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Gıda Güvencesi

  1. Aşçı Fok dedi ki:

    Sevgili Selen’in bu yazısını da sosyal paylaşım sayfalarımızda paylaşmalıyız. Yine çok önemli, çok çok önemli bir konu. Konudan öte hayatta kalma yollarına tutulan büyük bir büyüteç.

  2. yaşın dedi ki:

    Selen’cim ellerine sağlık,gerçekten son zamanlarda benim de düşündüğüm hatta uygulamasına giriştiğim noktalara değinmişsin,yerel yada küresel bir krize hazırlıklı olmak,beceriler geliştirmek acil olarak gerekli,dikkat çektiğin,dile getirdiğin için teşekkürler,sevgiler,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s