Topraktan Sofraya Alternatif Hikayeler 2

Alternatif üretici ve tüketici ilişkilerinden bahsettikten sonra şimdi de tüketiciler olarak köyden, çiftliklerden uzaktaysanız neler yapabilirsiniz bunlardan bahsetmek istiyorum.

Öncelikle bütün olumsuz düşünceleri bir kenara atın. Şehirde de, villalarınız, bahçeli müstakil evleriniz olmadan da gıdanızı kendiniz yetiştirebilirsiniz, size “haydi canım” diyenlere inat.

İşte örnekler:

Sanırım hepimizin aklına ilk gelen Saksıda Bitki Yetiştiriciliği olacaktır. Evlerimizde süs bitkilerine yeteri kadar yer açıyoruz. Çeşit çeşit, renk renk çiçek salonlarımızda yer bulurken neden domatesler, biberler de bulmasın? Saksıda yenilebilir besinler yetiştirmek aslında çok basit ve herkesin kolayca yapabileceği bir uygulama. Eğer toprak koyabileceğiniz bir saksınız -hatta saksıya bile gerek yok herhangi bir kap- varsa birçok şeyi yetiştirmeye başlayabilirsiniz. Benim gördüğüm örnekler domatesle de sınırlı değildi, patates ve havuçtan, çileğe, fasulyeye birçok şeyin yetiştirilebileceğini gördüm. Güneş alan bir balkon ya da salon köşeniz varsa daha da şanslısınız ama evim küçük, alanım dar diyorsanız da gene olasılıklar çeşitli. Örneğin evinizde küçük bir sera yaratabilirsiniz. Hatta toprak bile kullanmadan tavandan sarkıttığınız şişelere çeşitli bitkiler ekebilir ve yerden kazanım sağlayabilirsiniz. Bu dediğimi New York’ta Windowfarms adlı bir proje gerçekleştiriyor, geçtiğimiz aylarda NatureLife dergisinde de ayrıntılı bilgi çıkmıştı (b)ilginize… Yapabilecekleriniz sadece yaratıcılığınızla sınırlı.

Dairemin dışına çıkabilirim, süper komşularım, mükemmel bir apartmanım var, topluluk çalışmasına bayılırım diyorsanız gıdanızı yetiştirmek için gene bir sürü olasılığınız var. Bu tarz bir yaklaşım Türkiye’de egzos dumanı, kalabalık, mimari yetersizlikler ve vandalizm sıkıntısından dolayı pek ilgi görmese de aslında sokaklarda, apartman bahçelerinde, çatılarda ve hatta duvarlarda size bir sürü ilginç olanak sunuyor. Öncelikle camdan dışarı bakın ve etrafta ne kadar boş ve kullanılmayan alan olduğunu görün. Aslında toprak bize her yerden göz kırpıyor. Kaldırım Bahçeciliği özellikle Amerika’da denenen bir uygulama. ABD’de müstakil evlerin genelde bahçesi vardır ve insanlar buralarda bitki yetiştirirler. İşte bu imkandan yoksun evler için geliştirilip zamanla popülerleşen bir uygulama Kaldırım Bahçeciliği. Adından da anlaşılacağı üzere kaldırım alanlarının bitki yetiştiriciliği için düzenlenmesine dayanıyor. Bizde ne kadar tutar bilmiyorum ama bilmekte fayda var. Çatı Yetiştiriciliği ise daha da ilginç bir yöntem. Burada esas olan çatılardan olabildiğince yararlanmak. Genelde çatılarımızı pek kullanmıyoruz, şeklen de düz değiller bu yüzden bu metot bence Türkiye’de çok benimsenemeyecek bir metot ama olanağı olanların denemesini öneriyorum. Çatı yetiştiriciliği özellikle arazinin sınırlı olduğu Japonya’da çok popülerleşmiş bir yöntem ama Amerika’da da hızla gelişiyor. Daha fazlasını bu adreste görebilirsiniz. Kullanabileceğiniz bir apartman garajınız, bahçeniz varsa büyük saksılardan, kamyon lastiklerinden hatta çuvallardan yararlanarak gene yiyeceğinizi kendiniz yetiştirebilirsiniz. Tek ihtiyacınız olan sizinle bu projeye destek verecek iyi niyetli komşular! Kamyon lastiklerinden bir örneğe şu adreste bakabilirsiniz. Gelelim son örneğe: Duvar Yetiştiriciliği! Diğer bir adıyla Dikey Bahçe. Bu da nedir diyebilirsiniz, ben de ilk gördüğümde aynen böyle dedim, ama sonra ne olduğunu anlayınca çok sevdim. Bu yöntem öncelikle dekorasyon için çıkmış olsa da zamanla şehirde tarım yapanların da ilgisini çekmiş. Temel haliyle saksıların, vs. üst üste dizilmesine ya da bitkilerin bir çit desteğine sardırılmasına da dikey bahçecilik deniyor ama asıl uygulama özel bir toprak karışımının dikey bir alanda sabitlenmesiyle ve bunun üzerinde bitki yetiştirilmesiyle yapılıyor. Wikipedia’da örnekler görebilirsiniz. Bu yöntemde biraz teknik bilgi ve uğraşı gerek fakat bence çok güzel sonuçlar almak mümkün. Hatta küçük ölçeklerde evin içinde dahi uygulanabilir. Madrid’de gördüğüm dikey bahçe:

Apartmanımdan da öteye bakmak istiyorum diyorsanız imdadınıza Kent Bahçeleri kavramı yetişecektir. Toplum Bahçeleri adıyla da adlandırılabilecek bu oluşum herhangi bir yerleşim biriminde insanların yiyeceklerini yetiştirmesine olanak sağlayacak büyük çaplı, ortak kullanıma açık bahçelerin düzenlenmesini içerir. Gönüllü ya da ücretli üyelik esasıyla insanlar bu bahçelere üye olurlar ve vakitleri olduğu sürece dilediklerini buralarda yetiştirebilirler (tabi bahçelerde kimyasal kullanımı vs. gibi konularda kurallar olacaktır), kendilerine gıda sağlayabilirler. Türkiye’de Yeryüzü Derneği, Mavi Kalem Derneği bu konuda proje yürüten derneklerden. Ayrıca bazı belediyeler de bahçecilik için alan sağlıyor. Amerika’da Nuestras Raices adlı bir projeden örnek:

Tabi ki müstakil, bahçeli bir eviniz varsa sizin için yiyeceklerinizi yetiştirmek daha kolay olacaktır. Genelde ev bahçeleri deyince akla süs bitkileri ve domates, biber gibi bitkiler geliyor fakat aslında küçük de olsa bir bahçe size bir sürü şey yetiştirme olanağı verir. Bu konuda en iyi örneklerden biri Urban Homestead.

Kıssadan hisse yapabilecekkeriniz çok fazla, sadece içinizden toprakla uğraşmak için istek gelmesi gerekiyor. Kendi yetiştirdiğiniz bir yiyeceği yemek hem beslenme açısından hem de sürdürülebilir bir hayat kurmak açısından önemli. Umarım en kısa zamanda toprağa, tohumlara kucak açarsınız.

Reklamlar
Bu yazı Sürdürülebilir Tarım, Sürdürülebilir Yaşam, Yemek/Gıda içinde yayınlandı ve , , , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s