Hayvan, Sebze, Mucize

Tarımla teknik değil gayet duygusal bir bağım olduğundan çiftlik hikayeleri, çiftçilerin hayatları, bahçeyle uğraşanların günlükleri, neşeli sofra anıları çok fazla ilgimi çekiyor. Bu konuda yazılmış kitapları büyük bir zevkle okuyorum. Bunlardan biri Hayvan, Sebze, Mucize, İngilizce adıyla Animal, Vegetable, Miracle: A Year of Food Life.

Yazar Barbara Kingsolver kitap boyunca bizi bir sene çiftliğinde ağırlıyor; kendisiyle sonbaharda konserveler hazırlayıp yaptıklarınızı kışın bir güzel yiyorsunuz. Amerika’da çiftçilerin yazdığı bu tür anı kitapları çok popüler fakat benim hep daha da çok iç çekmeme sebep oluyor bunlar. Örneğin Kingsolver yarı zamanlı bir çiftçi olduğundan bahsediyor kitapta. Eşi de kendisi de okullarda ders veriyorlar, eve dönünce de bahçelerinde çalışıp domates, biber, tavuk yetiştiriyorlar.

Amerika’daki “suburban” diye adlandırılan yaşam tarzı (yani şehir dışında müstakil evlerde yaşayan, iş için şehre giden akşam da eve dönen insanların sahip olduğu yaşam tarzı) bu tür bir olasılığı mümkün kılıyor. Bir bakıma ne şehirden uzak kalıyorsunuz ne de toprakla ciddi şekilde uğraşmaktan. Küçük bir şehirde yaşamadım, şartları bilmiyorum ama örneğin İstanbul’da bu dediğimi yapabilmek çok zor; akademik bir eğitim almışsanız ve üniversitede kalmak istiyorsanız şehrin göbeğine mahkum oluyorsunuz ve belki ancak haftasonları çiftliğinize vs. gidebiliyorsunuz. Şehrin içinde bir yere gitmek 3 saatken, şehir dışından gelmek kabus olur. Bilmiyorum daha küçük bir yerde bu mümkün müdür? Okulum bitince üniversitede çalışmak isterim, ders vermek isterim ama tarımla da uğraşmak isterim. Bu ikisi nasıl olacak kafa yormakla meşgulum bu aralar…Daha önceki yazıda bahsettiğim şehir bahçeciliği örnekleri burada bir alternatif sunuyor. Bence bu uygulamalar arttırılmalı ve şehirli insan bahçeyle istediği gibi uğraşabilmeli. Bazen de diyorum belki de her şeyi bırakıp, bir çiftlik bulup oraya yerleşmek ve şehri unutmak lazım ama buna hazır mıyım? Böyle bir şeyin nasıl altından kalkabiliriz ekonomik olarak? Hem okuldan, okumayı seven bu bünye nasıl uzak kalabilecek? Bunları düşünüyorum fakat yukarıdaki gibi yarı zamanlı çiftçilikten de çekiniyorum açıkçası çünkü bu bizi arabaya ve petrole bağımlı kılacak.

Evet “suburb” hayatın en büyük eleştirisi burada yatıyor. “Suburban” hayat tarzı insanları arabaya ve böylece petrole bağımlı kılıyor. Bu şekilde bir hayat benimseyen Amerikalılar şehrin iş olanaklarından yararlanırken doğayla içiçe yaşamayı da becerebilmişler ama bunun sonucunda ülke araba kullanımında en ön sıralara geçmiş dünya sıralamasında. Hatta bir belgeselde araba devi Ford’un 20. yy. başlarında araba satışlarını arttırmak amacıyla bu tür hayat tarzının gelişmesi için uğraştığını izlemiştim. Yalnız “suburb” kırsal hayatla karıştırılmasın, kırsal yaşamdan kasıt şehirle fazla iletişimde olmayan bir hayat tarzıdır, burada ise şehirle günlük, daimi bir iletişim söz konusu. Bu günlük ilişki de arabalar sayesinde olmaktadır. Amerika diye de kısıtlamamak lazım, ben bunun örneklerini Norveç’te de gördüm. Okulumuz Oslo’ya 40 dakika uzaklıkta ve kampusteydi. Civardaki bahçeli evlerde yaşayan insanlar her gün Oslo’ya gidip akşamüstü eve dönüyorlardı. Toplam nüfusu 600 bin civarında olan Oslo şehrinde bile sabah akşam deli gibi trafik oluyordu! Londra civarında yaşayanlar için şehir dışına da giden çok fazla tren olanağı olduğunu duydum yani arabaya bağımlı kalmadan da şehir dışında yaşamak ve bir yandan da şehirde çalışmak mümkün ama arazinin büyük olduğu ülkelerde toplu taşımayı şehir dışına taşımak ne kadar olası?

Yani anlayacağınız böyle yarı zamanlı çiftçilik de pek özenilecek bir iş değil arabaya bağımlı kalmaktan korkuyorsanız. Ben henüz bir çözüm bulamadım, belki basit çözümler vardır, örnekler vardır, duymak isterim… Zaten son tahlilde çok da düşünmemek günü yaşamak lazım. Her şey herkesin gönlünce ama her şeyden önce doğanın gönlünce olsun.

Reklamlar
Bu yazı Kitap, Sürdürülebilir Yaşam, Tarım içinde yayınlandı ve , , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

8 Responses to Hayvan, Sebze, Mucize

  1. Mehmet Ozer 132 dedi ki:

    Istanbul’da bu is biraz zor ama hem tarima, hem akademik hayat ve sehre uygun yerlesim yerleri secilebilir. Ilk aklima gelenler Izmir, Antalya, Mugla.

  2. selencello dedi ki:

    Küçük şehirlerde hiç yaşamadığım için bilmiyorum şartlar nasıl, ya köyde kaldım ya da şehirde, eminim buralarda ilginç denemeler yapılabilir, araştırmak gerek. Şu aşamada olumlu yaklaşmaya çalışıyorum bol bol.

  3. Aşçı Fok dedi ki:

    Sevgili Selen, öncelikle bayramını kutluyorum, zira bu bayram sabahında misafir olduğum ailemin diğer üyeleriyle cumbur cemaat bayramlaşmamızı beklediğim sabahın ilk saatleri bunlar. Bir etyemez olarak Kurban bayramlarıyla hiç aram yoktur o yüzden nahoş kokuları duymamak, ama aile fertlerimin de coşkusunu baltalamamak için kendi sessizliğime büründüğüm anlardır bu saatler, her neyse… Ben şunu diyecektim ki İstanbul için yarı zamanlı yaşam zor olabilir ama başka kentler var bu arzuladığın yaşam tarzını deneyimlemek için. Mehmet beyin belirttiği gibi, Muğla, Antalya, Balıkesir, Çanakkale, Aydın vs… (İzmir’in mesafeler olarak İstanbul’dan pek farkı yok bana göre) İstanbul dışında bir üniversitede özellikle kırsala yakın üniversitelerde senin gibi idealist yüreklere nasıl da ihtiyaç var! Düşünüyorsundur eminim de ben yine de söyleyeyim dedim :))

    Bu satırları yazarken, vaktiyle kırsal sayılabilecek ve henüz bölümlerini açamamış Adana Çukurova Üniversitesi’nde, Mersin’de ve son yıllarda da Van’da uzun yıllarını geçiren bir akademisyen insan geldi aklıma; inandığı doğrular adına hep Türkiye’nin uç noktalarında gezindi ve sayısız güzel insan yetiştirdi bu ülkeye. Onun yetiştirdiği pek çok sanatçıyı gururla izliyorum. Sanatın uğramadığı Çukurova kırsalında ne umut çiçekleri açtırmıştı ve halen de Van’da açtırmaya devam ediyor sağlık durumu iyi olmadığı halde… Bu vesileyle Handan hocayı saygı ile selamlıyorum buradan.

    Senin gibi genç insanların çoğalması tek dileğim, sevgilerimle…

    • selencello dedi ki:

      Merhaba, sizin de bayramınız kutlu olsun, ailenizle beraber guzel bir bayram gecirmenizi dilerim. Dediginiz gibi kucum sehirlerde olanaklar var… biz daha cok Karadeniz’e gitmeyi dusunuyoruz ama belli olmaz, sanırım her sey dondugumde belli olacak. Aslında (ne kadar buyuk bir sehir olsa da) zamaninda universite icin Ankara’ya gittigime seviniyorum cunku Anadolu’yu tanima, gezme firsatim oldu. Dediginiz gibi kucuk universitelerde ugrasan cok iyi hocalar da tanidim bu surecte. Aslinda yapacak cok is var ama engeller de bir o kadar fazla. Iyi niyetle yola devam etmek gerekiyor. Sevgiler

  4. burcu dedi ki:

    bakınız memleketim Tekirdağ da bir alternatif olabilir:) hem ziraat fakültesi var, hem ulaşım rahat, çiftlik hayatı şehrin yanı başında, zaten bereketli topraklar ve tabii ki deniz! ben her nekadar İstanbul da da olsam bekleriz:) sevgiler..

  5. nurgül dedi ki:

    Ben bunu yapmak için varımı yoğumu ortaya koyup İstanbul Kurtköy’de bir çiftlik kuruyorum eşimle. İyi bir inşaat firmasında satış müdürüyüm, işime devam edip izin günlerimde ve akşamları çiftçi olacağım; ağaçları, civcivleri, köpeklerimi seveceğim. bence umudunu kesme, benim çiftliğimle işim arası 1 saat, fena sayılmaz. Umarım herkes hayal ettiği ve mutlu olduğu gibi yaşar. Doğada olmak istiyorsan durma…

    • selencello dedi ki:

      Bu yazıyı yazalı 6 sene olmuş! O kadar bambaşka olaylar, yollar, işler, güçler çıktı ki hayatımıza burada bahsettiğim hayatla direkt alakalı bir ley yapmadığım bir hayat yaşıyorum şu an. Ama nedense son bir aydur tam da burada bahsettiğim şey aklıma geliyordu (part time çiftçilik), ne kadar denk gelmiş yazdığınız. Tesadüfe inanmam zaten vardır bir sebebi. Hikayenizi dinlemek isterim siz de blog yazarsınız umarım. Sevgilerimle.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s