Yeni Ufuklar

2012 ile beraber blogda yeni konulardan da bahsetmek istediğime karar verdim. Bunlardan biri de asıl eğitim alanım olan sanat ve arkeoloji. Ama bunlardan sadece tarım ve gıdayla ilgili oldukları şekilde bahsetmek istiyorum. Aslında arkeoloji tarımla iç içe geçmiş sayılır…tarım yapılan en eski yerleşimler, bulunan kap kacaklar, onların içinde kalıvermiş tohumlar, insan kemiklerinin analizinden anlaşılan besin eksiklikleri, erimeden günümüze gelebilmiş üç beş kumaş, deri parçası, hayvan kemikleri…bunların hepsi tarımla olan tarihimizi göz önüne seriyor. Ne yazık ki şu anda bambaşka hayatlar sürüyoruz. Sanata gelince o hayatın anlamı, süsü, tadı, damağı, damaktaki yanığı. Sanat görmesek de her saniye bizimle ve olmaya da devam edecek. Tarıma gönül vermiş bir arkeolog ve sanat tarihçisi olarak bundan böyle burada sizlere yeni bilgiler vereceğim, sanat eserleri göstereceğim. Umarım gününüze renk katar, sizi (bende olduğu gibi) başka dünyalara, hayallere taşırlar. Görün istiyorum aslında Mona Lisa’nin ötesinde de ne renkler, ne isimler var.

Geriye bakınca aslında bugüne kadar beğendiğim sanatçıların çoğunun doğa ile ilgili, gıda ile ilgili resimler yaptığını görüyorum; o zamandan belki de belliymiş ne istediğim. İşte size tanıtmak istediklerimden ilki: Guiseppe Arcimboldo. Kendisinin ünlü “Dört Mevsim”ini geçen gün yeniden görme fırsatım oldu ve havalara uçtum. Arcimboldo Rönesans ile Barok arası dönemde kalan ve Maniyerist olarak adlandırılan dönemle bağdaştırılmaktadır (16. yüzyıl). Kendisi insan suretini, mevsimlerden aldığı esinle çizdiği Dört Mevsim resimleriyle ünlenmiş ve aşağıda göreceğiniz gibi bu resimlerde mevsimlerin insan üzerinde bıraktığı etkiyi, meyvelerin değişimini inanılmaz bir şekilde resmetmiştir. Ayrıca Bahar için genç, Kış için yaşlı bir suret kullanarak hayatın geçiciliğine, senenin döngüsüne de selam çakmış diye düşünmekteyim. İşte hayatımda gördüğüm en güzel tablo serilerinden olan Dört Mevsim:

Daha fazlası için şu siteye bakabilirsiniz, inanılmaz eserler!

Reklamlar
Bu yazı Sanat içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

One Response to Yeni Ufuklar

  1. Aşçı Fok dedi ki:

    İşte taa 16. yüzyılda yapılmış 4 mevsim tabloları, şimdilerde kulağımıza saçımıza çilek kiraz kabak patlıcan taksak ne fayda! Yani sanat yanıyla bakarsak her şey yapılmış, düşünülmüş…. Yeni bir şey yok değil mi sevgili Selen, tıpkı doğadaki gibi doğa da yeni bir şey söylemiyor zaten, herşey hep var. Anlayana elbet! Yeter ki duyacak kulaklarımız, görecek gözlerimiz olsun…

    (Laf aramızda sanat yanını ve bize yansıtacaklarını da merak ediyorum, bir de sanatın da bitki börtü böceği içine alanı, hayatın tümünü içine alabileni makbul sayılacak diyebilir miyiz?)

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s