Eğitim Derken?

Eğitim hayatım boyunca o kadar çok okul, öğretmen, sınıf, bina vs. gördüm ki sanırım bu konuda danışmanlık şirketi açabilirim!!! Tabi bütün bu süreç içerisinde eğitim sisteminin (sadece Türkiye’de de değil her yerde) ne kadar yalan dolan, ne kadar ezbere dayalı, ne kadar gereksiz olduğunu da gördüm ve deneyimlemiş oldum. Örneğin tek tip sistem yüzünden yüzlerce tanıdığımın (kendim de dahilim buna) yeteneklerinin köreldiğini, hayatlarının stres dolduğunu izlemek çok üzücüydü. Bir insan bir şeyi anlamıyorsa, yapamıyorsa ona onu öğretmenin, zorla diretmenin bir anlamı olmadığını benimsemiş durumdayım. Bu ister matematik olsun, ister yabancı dil olsun, ister spor olsun. Zorla yaptırılan ve sonunda “önemli yerler”e ulaştırması hedeflenen her şey insanda bitmeyecek travmalara yol açar. Etrafınıza hatta kendinize bakın göreceksiniz. Hala nefretle andığınız dersler yok mu 10-20 sene öncesinden? Neymiş her şeyi bilecekmişiz, öğrenecekmişiz. Haydi oradan!

Şimdi ise bizim 80ler kuşağında yeni yeni ortaya çıkmış “dersleri ve ekstra her şeyi iyi çocuk” olgusu daha da berbat bir hal almış durumda. Bundan seneler önce özel ders vermeye gittiğim bir çocuğun yalvaran gözlerle ne olur oyun oynayalım demesi hala aklımda. Tabi sonradan öğrendim ki bu küçük çocuk yabancı dilde okuduğu okuldan gelince her akşam başka konuda özel ders alıyor, fazladan ise üçüncü bil dil için ve spor için haftasonları da kursa gidiyormuş. Yaş yaklaşık 10! Gene benzer örneklere özellikle Bağdat Caddesi-Nişantaşı-Levent başta olmak üzere birçok yerde rastlamaya başladık, herkes çocuğunun süper, en iyi olması için deli gibi uğraşıyor, çocuklarsa oyun oynamak için anne babalarının gözlerinin içine bakıyor. Annesi çocuğuna nasıl İngilizce artı Çince öğrettiğini ve çocuğun nasıl spora gittiğini, bilmem ne okulunda okuduğunu anlatırken çocuğun elindeki telefondaki oyunda canavar öldürmekle meşgul olduğunu gözlemlemek komik değil traji-komik etki bırakıyor bünyede. Çocukları rahat bırakın, sözüm önce ailelere sonra da eğitim sistemi diye bir sistem yaratanlara. İnsan okulla, derslerle, zorla verilen eğitimlerle insan olmuyor.

Buraya nereden geldim? Tezim için danışmanımla konuşurken kendisinin ne kadar yeniliğe açık olduğunu görüyorum ve şaşırıyorum. Kendisi Amerikalı ama olay onun oradan olmasında değil, ABD’de de sistem bitmiş, kokuşmuş durumda. Kendisi ve Norveç’teki diğer hocalarımın bireysel bakış açılarının farklı olması diyelim bu duruma. Hocalar daha önceki sistemden farklı bir şekilde agroekoloji eğitimi vermek istiyorlar ve bunda da başarılı olduklarını söyleyebilirim.

Öncelikle yaptığım masterı kendiniz ayarlıyorsunuz. Herkes merak ediyor neden 3 ülke gezdin diye. İşte sırrı burada: programın sınırlarını biz çizdik. İlk dönem Norveç’te okumak zorundasınız ama sonra istediğiniz yere gidebiliyorsunuz. Burs bulabilseydim bazı sınıf arkadaşlarım gibi daha uzak ülkelere de gidebilirdim (Brezilya, Meksika’ya gidenler oldu) ama maalesef burs arayışlarıma kimseden cevap alamadım. Fakat gene de İspanya ve Avusturya’yı seçerek güzel tercihler yapabildim. Ders programım, gördüğüm yerler, aldığım dersler hepsi benim seçimimdi. Bunun dışında tezinizi istediğiniz şekilde araştırabiliyorsunuz, yazabiliyorsunuz. Hatta işiniz bittiğinde kimse sizden “gel önümüzde ceketinin düğmeleri ilikli şekilde dur ve tezini sun” demiyor, Norveç’e gitmeden internet üzerinden video konferans sistemiyle tezinizi sunma şansınız var!!! Bence inanılmaz ekolojik ve pratik bir çözüm. Ödevlere gelince…orada da gene kişinin özgürlüğüne el atılmıyor. Örneğin geçen seneki bitirme ödevimizi istediğimiz gibi yapabileceğimizi söylemişlerdi, daha önce şarkı söyleyerek, beste yaparak, karikatur çizerek ödev verenler olmuştu! Ödevin konusu zaten başlı başına ilginçti çünkü bizden dönemi nasıl yaşadığımızı, nasıl algıladığımızı ve bu süreçte neler öğrendiğimizi yazmamızı istemişlerdi! Söyler misiniz kim günümüzdeki eğitim sisteminde öğrencinin düşüncesiyle, deneyimiyle ilgileniyor ki? Hele üniversitelerde? Varsa yoksa alıntı yap, kişisel olmayan cümleler kur, oradan buradan ne okuduysan yaz, sağdan 3 cm ayarla vs…her şey sizi boğuyor, kısıtlıyor. Böyle bir rahatlıkta eğitim görmek ve ödev yapmak bana çok iyi gelmişti ve hala da katkıda bulunuyor. Ne yaprığımı sorarsanız…İnsani bilimler ve sosyal bilimlerle yoğrulmuş, yazmayı, dili seven ve eski anlatım biçimlerine hayran bir öğrenci olarak ödevimi eski Türk halk hikayeleri şeklinde ve şiirsel (ama İngilizce) olarak yazmış ve teslim etmiştim. Benim için inanılmaz bir deneyim oldu bunu yazmak. Buradan ödeve ulaşabilirsiniz: LearnersDocumentFinal_SelenEloglu Umarım bana olduğu gibi size de ilham verici olur ve eğitim sisteminin dışına çıkmak için yeni yollar aramaya başlarsınız.

Reklamlar
Bu yazı Agroekoloji, Hatıralar, Sürdürülebilir Yaşam içinde yayınlandı ve , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

10 Responses to Eğitim Derken?

  1. yaşın dedi ki:

    Selencim yine ne güzel,ilham verici bir yazı,dünyanın böyle önerdiğin eğitim sistemine evrilmesi benim de en kalpten isteğim,eğitim tabiki zevk alındığında güzel,paylaşımın için teşekkürler canım….

  2. Berceste dedi ki:

    Oyun oynayalim ha… Zavallimi kim bilir nasil bogmuslar ve cocuklugundan uzak kalmis ki, bunu oneriyor :((( Cocugum insallah boyle bunalanlardan olmaz… Ayari nasil yakalayacagiz bilmem, bu durumda sana, Banu’ya danisiriz artik 🙂 Bence danismanlik yerine ac bir okul :)) Ne guzel olur :))

  3. newskirl dedi ki:

    ben ogullarimin tamirci olmasini istiyorum! ne o oyle yillarca dirsek curut, hic hayatla egleneme, bu kadar yatirimin ardindan is bulama sonra? iste guney kore ornegi. intihar orani en yuksek lerden birisi ve tam da bu sebepten. daha cocukken biz onlara yetemediklerini asiliyoruz e sonra? daha uzuldugum ise egitimli ailelerin egitimli cocuklari mutsuz olacak o kadar!

    • Berceste dedi ki:

      Ingiltere’de yasayan bir arkadasim da aynen boyle diyordu. Tesisatci yapacagim ben oglani, birimiz ana baba doktorali biyologuz is bulamiyoruz DNA’nin bulundugu sehirde DNA uzerine calisan insanlariz ustelik, ama tesisatci benden cok kazaniyor diye ilave ediyordu 🙂 Esi molekuler biyoloji uzmani ve molekul dizayni yapiyordu, en cok da o zorlaniyordu! Tesisatci olmak icin bir kursa gidip, sertifika almak yetiyordu. Bir musluk degistirmek 30 pound ile 90 pound arasi kazanc sagliyordu. Toplam 1 saatlik is ustelik. Onda da isin devamliligi onemli elbet. Ama property manager larla anlasip islerini bir guzel yurutuyorlardi…

      • newskirl dedi ki:

        bende Fransa dayim. ayni bu dedigin gibi burda da! ama Turkiye de de durum cok farkli degil aslinda, biraz isi yapma sekline ve musteri kitlene bagli. yeni binalar icin guvenlik kurallari arttirildikca bu tarz zanaatkarlar ve ustalara daha cok is dusuyor. bizde sadece insanlari siniflandirma yapma huyumuz bu takintilarimizi besliyor egitim ile ilgili.

  4. selenyavuzdogan dedi ki:

    Kesinlikle ilham verdi. Ben cocuklarimin ne isler yapacaklarini hayal bile edemiyorum. 15-20 yil sonrasini hayal etmeye calistigimda, bugunden cok farkli tablolar geliyor gozumun onune, o yuzden su anda birseye yonlendirmek cok sacma geliyor. Ogrenmek, arastirmak, birseyler yaratmak, onlara hep bugun oldugu gibi heyecan versin istiyorum. Hep simdiki gibi sinir tanimasin beyinleri, dort elle karton kutulardan robot yapmaya giristigi motivasyonla baslasinlar ve devam etsinler her projeye. Sevdikleri, tutkuyla bagli olduklari seyi yapsinlar. Biliyorum ki, sevdikleri konularda zaten basarili olacaklar. Onlarin herhangi bir sistemin icine kisilip, istemedikleri tercihleri yapmalari en buyuk korkum. Zaten bizi dunyanin bir ucuna getiren en buyuk sebeplerden biri.

    • selencello dedi ki:

      Umarim bu dilekleriniz gerceklesir, dunyanin donusumune ve degisimine inanmak gerek. Sadece cocuklar degil kendi nesillerimiz icin de boyle yasanabilecek bir dunya diliyorum!

  5. Merih Kudsal dedi ki:

    Bu yazının altına yazıyorum ama diğer yazılarınızın çoğunu da okudum. Yazılarınız çok güzel. Doğada bilgi dolu (yanlış tuşa bastım, erken gitti) bir gezinti hissi veriyor. Okuyunca sevinderdi ve dinlendirdi. Elinize sağlık.

  6. Zeynep Bilgi dedi ki:

    Güzel bir tez ve hakikaten ilham verici. teşekkürler paylaşım için.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s