Gıdanıza ve Sokağınıza Sahip Çıkın

Kuzey Avrupa’da semt pazarları neredeyse bitmiş durumda, çünkü sistem gıdayı süpermarketlere kilitlemiş ve eline geçirmiş. Gıda ile uğraşan aklı selim insanlar bas bas bağırıyor semt pazarları geri dönsün, gıdanın üzerindeki karbon ayak izi ve asıl önemlisi şirket gücü azaltılsın diye. Akademik literatürde semt pazarlarının önemi üzerine binlerce makale bulmak mümkün. Çeşitli girişimlerle bu pazarler geri geldiyse insanların nasıl seviniyor, o pazara nasıl sahip çıkıyor görmeniz gerek!

Biz ise sürdürülebilirlik konusuyla daha ilgilenmediğimizden, Avrupa’nın bundan 30-40 sene önce yaptıklarını yapmakla meşgulüz modern yaşam adına. Bunun gıda alanındaki örnekleri saymakla bitmez; şimdi de semt pazarları ve sokak satıcılarına el atmışlar, artık bu tür oluşumlar yasaklanacakmış!!! Bilmiyorum yönetmelik çıksa bile bu nasıl uygulanacak ama uygulanırsa vay halimize.

Semt pazarları ve seyyar satıcılar kent içerisinde -hele de kent tarımı bu kadar az yapılırken- taze sebze ve meyveye ulaşabildiğimiz yegane yerler! İşin eğlencesine, kültürüne girmiyorum bile; gıdaya ulaşım açısından bu pazarların önemi yadsınamaz. Evet burada satılan meyve sebze çok masum değil, kimyasallarla, suni gübreyle aşina ama onları engelleyip bizi yönlendirecekleri süpermarketlerdeki meyve sebzeler hiç masum değil inanın. Zaten kırpa kırpa şehirdeki bütün pazarları azalttılar, kalan 3-5 semt pazarına da sahip çıkmaya davet ediyorum sizi.

Seyyar satıcılar ise ayrı bir konu. Seyyar satıcıların çoğu şehirde bizim beceremediğimiz, bilmediğimiz, mahallelerimizde yapıldığını unuttuğumuz kent tarımının son temsilcileri. Şehrin etrafındaki mahallelerinden çıkıp bize şehirdeki en taze meyve ve sebzeyi sunuyorlar aslında. Sadece meyve sebze de değil, sütçüsü var, asma yaprağı, enginar satanı var, kabakçısı, hatta balıkçısı var. Her gün gördüğümüz yüzler…aslında onların hayatları kentte, kent çevresinde toprağı işlemekle geçiyor. Hem toprağa beton değil tohum ekiyorlar, yani doğaya istediğini veriyorlar, hem kendi gıdalarını yetiştirerek gıda güvencesine katkıda bulunuyorlar, hem de gelir sağlıyorlar. Onlar giderse bunların hiçbiri olmayacak.

Pazarıma dokunma diye sesimizi çıkarmalıyız, gıdamıza sahip çıkmalıyız. Onun bize nasıl ulaşacağına karar veren biz olmalıyız, modernleşmeyi her şeyi silmek, yok etmek sanan bakış açısı değil.

Not: Geçen sene bölümde kısa bir bülten çıkartmıştık; ben de bu pazar konusunda yazmıştım. O zaman pazarların kalkması için yönetmelik yoktu ama gidişattan anladığım buydu, şimdi ise gerçek oldu. Buradan okuyabilirsiniz:
N1_January2011

Reklamlar
Bu yazı Sürdürülebilir Tarım, Sürdürülebilir Yaşam, Yemek/Gıda içinde yayınlandı ve , , olarak etiketlendi. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

2 Responses to Gıdanıza ve Sokağınıza Sahip Çıkın

  1. Berceste dedi ki:

    Az da olsa yakinda uretip, sehirde satan ureticiler var. Istanbul icin mesela Catalca, Buyukcekmece civarlari… Toptanciya ucuza kaptirmadan urununu, kendisi geze geze satardi. Once kamyonla gelen saticilar yasaklandi, ne guzel ayaginiza kadar tazecik geliyordu hersey. Sut de, sebze, meyve de… Simdi sira pazarlarda. O zaman ne olacak, haliyle uretici uretimi birakacak. Toptancilarin aldigi fiyatlar maliyetlerini karsilamayacak cunku. Topragini satacak, bir sure onunla yasayacak, sonraki nesiller kole gibi calismak zorunda olacak ama yiyecegini bulamadigi icin baska ulkelerden gelenlere avuc acacak :((( Yazik cok yazik… Biz bile bunlari dusunuyorsak, bu islerle yetkili bakanlarin, danismanlarinin kafasi hic mi calismiyor? Bu kadar mi paragoz oldular, ustelik Allah’a inanclarini her firsatta dile getirirlerken!

    Ingiltere’de sabit pazarlar vardir. Standlardaki ureticiler gunlere gore degisebilir. Bazisi da hergun gelir. Ama her sehrin meydaninda mutlaka bir sabit pazar vardir. Uretici rahatca malini satar. Tuketici de gidip taze taze satin alir. Ustelik uretici ile de birebir konusup derdini anlama, anlatma firsatini bulur.

    Dilerim kafasi calisir birilerinin… Ben supermarketlerden alinan sebze, meyveleri yiyemiyorum, zira hicbiri taze olmuyor, cesit olmuyor. Oysa pazarlarda o kadar cok cesitlilik var ki… Tazecik meyve sebzler… Eskiden sectirmezlerdi alacaginiz seyleri, simdi o huylarindan da vazgectiler. Alan mutlu, satan mutlu, ne diye ari kovanina comak sokmaya calisiyorlar ki :(((

  2. newskirl dedi ki:

    daha cok supermarket actirmamak icin bence mucadele verilmeli. supermarket ve alisveris merkezi demek, sagliksiz ve alisveris turketim delisi bir toplum demek ki amerikan toplumu bu yuzden karbon ayak izinde herkesten yaklasik 3 kat daha cok tuketiyor. yazik ki biz dedelerimizin emeklerini cigneyip eziyoruz ozellikle istanbullular olarak

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s