Helva

Helvanın benim için önemi büyük.

Öncelikle çocukluğum demek. Kötü haberlerin, ölümlerin sadece kulak arkasında kalan sözler olduğu zamanların tatlısı. Helva. Çocuk için tatlı, büyükler için ise içteki yanığın dildeki adı. Dildeki tadı ise kesinlikle tatlı değil. Ama çocukken bilmez pek insan bunu.

Helvanın anlamı büyük ama kendi küçük, kendi sade. En basit, en temel besinlerin birleşimiyle yapılıyor ve sonunda ortaya çıkan bir o kadar basit, bir kadar alçakgönüllü bir tatlı. Diğer tatlıların yanına konsa başını eğer, boynunu büker. Ama değeri o kadar büyük, anlamı o kadar derin ki, bilse diğer tatlılar helvanın kaderini asıl onların hepsi yol verir, önünde eğilir eminim.

Gidenin ardından ağıt yakmak gibi unu, irmiği yağda yakmak. O ilk acının, o ilk şokun hafif cızırtıları, hafif kulak tırmalayışları gibi tencerede çıkan ilk sesler.
Saatlerce tahta kaşığı çevirmek ise giden senelerin, geçip gitmiş anıların üstünden geçmek, onları tekrar tekrar canlandırmak gibi. Kaşık unu, irmiği her çevirişte insan da hayatını çeviriyor, alt üst ediyor, anıları deşiyor ve düşünüyor. Söyleyemedikleri ve -ne yazık ki- söyledikleri bir bir dönerken kafasında, un da irmik de dönüyor, dönüyor.
Un sararır, irmik kararırken insan da renkleriyle oynuyor hayatının. Her renk, her anı bir bir gözlerinin önünden geçiyor. Ve kaşık bir daha dönüyor tencerede. Sonra bir daha, sonra bir daha.
Su kaynıyor bir yandan, belki biraz sütle beraber pişiyor. Temiz ve duru kalıyor su ama bir yandan da fokurduyor. Paylaşılan gülüşlerin, kahkahaların, ortak seyreden kalp atışlarının heyecanıyla fokurduyor su ve insanın içi içine sığmaz ya o da öyle kabına sığmıyor.
Ve suyun unla, irmikle dansına geliyor sonra sıra. Su akıyor tencereye yüzde gözyaşları akarken. Ve kocaman bir patlama sesi duyuluyor tencerede, sular, unlar, irmikler uçuşuyor. Asıl şokun anlaşıldığı, asıl yalnızlığın ve acı gerçekliğin kafaya vurduğu an gibi. İnsan anlıyor gideni, gelmeyecek olanı ve çöküyor yavaştan tıpkı suda kendini hızla koyveren yanık un, irmik gibi. Yanmış, kararmış kalbiyle suda, gülüşlerde, güzel anılarda dinmek, serinlemek istiyor ama beceremiyor.
Ve helva doğuyor işte.
Aşktan, yaştan, anılardan, hesaplardan, kahkahadan, gözyaşından doğuyor.
Şeker derseniz…o ise hala devam eden hayatın gerçekliği gibi. Nefes alıyor olmanın, devam ediyor olmanın rahatlığı ve zorunluluğu gibi. Hem güzel hem de çok bir anlamı yok insanın geri kalan zamanı için.

Helva doğuyor, insan ölürken.

6 yıl önce bugün, iki kanadımdan birisi, gövdemi tutan iki kökten birisi ayrılıp gitti. 6 yıl önce helvaların tadı da anlamı da değişti ve büyüdüm ben.

Reklamlar
Bu yazı Hatıralar, Yemek/Gıda içinde yayınlandı. Kalıcı bağlantıyı yer imlerinize ekleyin.

4 Responses to Helva

  1. Bahar dedi ki:

    Sevgili Selen,
    Duygularını öyle güzel ifade etmişsin ki ve bana öyle iyi geldi ki bu yazın…
    Keşke hiç kimseciklerin kanatları kırılmasa ama hayat böyle işte…
    Kalan kanadınla, tazecik filizin ile ve diğer sevdiğin herkesle sağlıklı ve güzel bir ömür dilerim sana…
    Görüşmek ümidiyle, sevgiler..
    Bahar.

  2. ŞENAY dedi ki:

    Merhabalar,
    ne kadar güzel ve özel bir anlatımınız var.Okurken tencerenin başında
    o duyguları yaşayarak helva yapar gibi hissettim ağlamaklı oldum..
    Sevgiler..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s